Bir rakam iki dosyada yaşıyorsa, artık iki rakamdır. Ve bu ikisinin hangisinin doğru olduğunu tartışmak, mesaiden ve güvenden ödenir — üstelik bu tartışma genellikle en kötü zamanda çıkar: hakediş günü, teslim günü, kapanış günü.
Bunun kökeninde kötü niyet yoktur. Bir tabloya kopya alınır "daha hızlı erişmek için"; bir mesaj grubuna özet düşülür "herkes görsün diye"; kâğıda bir not yazılır "unutmayayım diye". Her biri iyi niyetli bir kısayoldur — ama her kısayol, aynı gerçeğin bir kopyasını daha yaratır, ve kopyalar zamanla birbirinden sapar.
Tek Hakikat doktrini basit bir kuraldır: veri bir kez doğar, bir yerde yaşar. Kopyalanmaz, çevrilmez, hatırlanmaya çalışılmaz. Herkes aynı kayda bakar — proje müdürü de, muhasebe de, saha şefi de.
Bunun sonucu, tartışmanın kendisinin ortadan kalkmasıdır: "benim elimdeki rakam farklıydı" cümlesi bir daha kurulamaz, çünkü elde tutulan bir rakam yoktur — bakılan tek bir kayıt vardır. Hafıza kişide değil, kayıtta yaşar; kişi değişse de gerçek değişmez.