İyi bir sistem patron değildir; teraziye benzer. Terazi kimseye "bu kadar ye" demez — sadece tartar, gösterir. Karar hep sizindir.
Ama çoğu firma yönetim sistemini bir devriye gibi kurar: kuralı hatırlatan, kontrol eden, izin isteyen bir mekanizma. Bu, zamanla iki sonuç doğurur — ya sistem yorulur ve devre dışı bırakılır, ya da yönetici sistemi bir engel gibi görüp etrafından dolaşmayı öğrenir.
Ölçüm Doktrini bunun tam tersini önerir: sistem hiçbir şeyi engellemez, sadece kaydeder ve gösterir. Bir süre önerir — ama siz daha hızlı karar verebilirsiniz, sistem sadece bu kararın normalden ne kadar saptığını not düşer. Bir standart önerir — ama sahanızın deneyimi standardın üstüne çıkabilir, sistem sadece bu sapmayı unutulmaz kılar.
Bunun pratik sonucu şudur: bir yıl sonra dönüp baktığınızda, hangi kararların doğru çıktığını, hangilerinin sapmayla sonuçlandığını görebilirsiniz — çünkü hiçbiri kaybolmamıştır. Yönetim bilimi buna "teşhis edici kontrol" der: sistem, hatayı önlemek için değil, hatanın nerede ve neden oluştuğunu görünür kılmak için vardır.